Gizli şekerin belirtileri
Tıpta “pre-diyabet” ve “glikoz tolerans bozukluğu” olarak da adlandırılan gizli şeker, açlık kan şe...
Normal şeker hastalığına göre toplumda nerdeyse iki kat daha çok görülebilen gizli şeker, kendini fazla belli etmeden ilerleyen sinsi bir rahatsızlıktır. Gizli şekeri olanlarda yaşam kalitesini düşüren etkenlerin yanında bu rahatsızlığın normal şeker hastalığına dönüşme riski, gizli şekere dikkat edilmesinin önemini daha da arttırıyor. Şimdi, gizli şekeri birazcık daha yakından tanıyıp, belirtilerine bir göz atalım.
Tıpta “pre-diyabet” ve “glikoz tolerans bozukluğu” olarak da adlandırılan gizli şeker, açlık kan şekerinin 100-126 mg/dl aralığında olması olarak tarif edilebilmektedir. Fakat bazı hallerde açlık kan şekeri normal değerlerde çıkabilmesine karşın, oral glikoz tolerans testi (OGTT) adıyla anılan şeker yükleme testinde, yükleme yapılmasının 2. saatinde ölçülen kan şekeri değeri 140-200 mg/dl arasında çıkıyorsa, bu kişide gizli şeker olduğuna işarettir.
Koroner kalp hastalığı ve damar rahatsızlıklarına neden olabilen gizli şekerde, tansiyonun şiddetiyle orantılı olarak göz hasarı (retinopati) ortaya çıkabilir. Gizli şeker erkeklere oranla, bayanlarda daha sık görülür. Beslenmeye dikkatli olunması, glisemik indeks diyeti yapılmış olması, kilo kontrolü, düzenli egzersiz yapılmış olması ve eğer kullanılıyorsa sigaranın bırakılması gizli şeker rahatsızlığının önlenmesinde etkili olmaktadır. Bu anda doktorun vermiş olduğu ilaçların da sürekli olarak kullanılması gerekir. Fakat bütün çabalara karşın %4-9 gibi bir oranda gizli şekerin, normal şeker hastalığına dönüştüğü görülür.
Gizli Şekerin Belirtileri Nelerdir?
Sık tekrarlayan ve tedaviye karşın düzelmeyen idrar yolları enfeksiyonları
Sebepsiz öfke nöbetleri ve sinirlilik durumu
Hatırlamada güçlük çekme,
İyi kolesterol seviyesinde azalma,
Vücutta sürekli oluşan mantar enfeksiyonları ve yaralar,
Kalp çarpıntısı,
Baş ağrısı,
Trigliseridin yükselmesi,
Tatlı yeme isteğinin aşırı derecede olması,
Açlık halinde terleme,
Odaklanma sorunları,
Yemek sonrası halsiz hissetme, uyku durumu ve terleme,
Ürik asit miktarının artması,
Yaraların iyileşmesinin normalden daha uzun sürmesi,
Özel olarak baş ve boyun kısmında sürekli meydana gelen terleme atakları,
Göbek bölümünden şişmanlama,