Hareketsizliğin zararları
Son günlerde pekçok faktör yaşamımızda hareketliliğin azalmasına neden olur. Özel olarak masa başında yapılmış olan işlerin artması, ...
Son günlerde pekçok faktör yaşamımızda hareketliliğin azalmasına neden olur. Özel olarak masa başında yapılmış olan işlerin artması, kentleşmeyle beraber mesafelerin artması ile yürümek yerine taşıt kullanımının tercih edilmesi, bilgisayar ve televizyon karşısında çok uzun zaman vakit geçirilmesi gibi nedenler ile insanlar her gün daha da az hareket eder hale gelir. Fakat bu hareketsizlik çokca sağlık sorununu da yanında getirir. Şimdi hareketsizlikten kaynaklanan sağlık sorunlarına bir göz atalım.
Hareketsizliğin İnsan Sağlığına Zararları Nelerdir?
Hareketsiz yaşam solunum kapasitesini de düşürür. Buna bağlı olarak vücudumuzdan mukus atılması azaldığı için solunum sisteminde mukus birikir ve öksürük mekanizması bozulur. Bu biçimde kişinin solunum yolu enfeksiyonları geçirme riski hayli artar.
Hareketsizlik nihayetinde solunum ve dolaşım kapasitesinin ve gücünün azalmasına bağlı olarak dolaşım sistemi rahatsızlıkları, özel olarak ta kalp krizi riski hayli yükselir.
Hareketsizlik nihayetinde kemik yapısındaki organik ve inorganik maddelerin azalmasına bağlı olarak kemik zayıflar ve kemik erimesi riski artar. Bu halde kemiğin esnekliği ve dayanıklılığı azalır, kırılganlığı artar.
Uzun bir zaman hareketsizlik kan basıncı dengesini bozarak yüksek tansiyona neden olur.
Hareketsizlikten ötürü pankreas aşırı çalışmasına bağlı olarak diyabet hastalığı meydana gelebilir.
Hareketsizlik omurganın esnekliğini de azaltır ve omurgada fıtık ve disk hasarı gibi sorunlar görülmeye başlanır.
Hareketsiz bir yaşam ile kişinin kas gücü azalmaya başlar ve bu azalmaya bağlı olarak kişinin dayanıklılığı da azalır. Ek olarak hareketsizliğin süresine bağlı olarak kişide kas kaybı da ortaya çıkar. Özel olarak karın kasları zayıflar ve bel kasları gerilir. Bu da belin çukurluğunun artmasını, kalçanın geriye gitmesini, başın öne çıkmasını, kürek kemiklerinin kanatlaşmasını ve kamburluğun artmasına ve dolayısıyla bozuk bir duruşa neden olur.
Hareketsizlikten ötürü vücudumuzun enerji ihtiyacı ve oksijen tüketimi de azalır. Bunun nihayetinde ise kalp atım sayısı düşer. Kalbin daha yavaş atması kalp kasının gücünü azaltır. Vücutta kan akışının yavaşlamasıyla beraber kalp ve damarlarda yağ asitleri birikerek tıkanıklıklara ve kolesterole neden olur. Ek olarak enerji ihtiyacı düşük olduğundan, sindirilen besinlerin fazlası yağa dönüşerek obezite riskini arttırır.
Hareketsizlik meme, kolon ve endometrium kanserlerinin görülme riskini arttırmaktadır.
Yavaş kan akışı, beyine de daha az kan gitmesine neden olur ve bu biçimde beyin fonksiyonları da yavaşlar ve kişinin ruh durumu kötüleşir.
Hareketsizlikle beraber vücutta biriken enerji dışarı atılamaz ve bu da kişinin stresli olmasına yol açar.
Eklemlerde hareketsizlikten ötürü kireçlenmeler ve sertleşmeler görülmektedir. Hareketsizliğin süresine ve niteliğine göre bu sertleşmeler kemikleşme halinde, geri dönüşü olmayan bir duruma gelebilir.
Toplardamarlardaki pompalama gücünün azalmasıyla beraber, hassaten bacaklardan yukarıya kan yeteri kadar pompalanamaz ve damarlarda biriken kan ayaklarda ve bileklerde şişliklere ve varislere neden olur.
Hareketsizlikle birlikte sindirim sistemindeki besinlerin ve dışkının ilerleme hızı da azalır. Buna bağlı olarak sindirimi salgılarının salgılanma mekanizmasında da sorunlar yaşanır. Ek olarak bağırsakların daha az çalışmasına bağlı olarak kişide kabızlık görülmektedir.