Taverna müziği nedir?
Arif Susam, Ümit Besen, Nejat Alp, Cengiz Kurtoğlu, Ferdi Özbeğen, Sinan Özen, Kurtuluş Türkgüven gibi sanatçılar taverna müziğinin ö...
Türkiye'de 60'lı senelerde meydana gelen ve hızla yayılan arabesk müzik akımının, 80'li senelerde sosyolojik bir takım unsurların da etkisiyle, müzikal açıdan bir takım form değişikliklerine maruz kalarak bir tür yenilenmiş, uyarlanmış ve popülerlik kazanmış durumu taverna müziğidir.
Arif Susam, Ümit Besen, Nejat Alp, Cengiz Kurtoğlu, Ferdi Özbeğen, Sinan Özen, Kurtuluş Türkgüven gibi sanatçılar taverna müziğinin önemli isimlerindendir.
80'li yıllara kadar gelişimini tamamlayıp tekrara düşmeye ve diğer türlerin de etkisiyle popülerliğini yitirmeye başlayan arabesk müzik, yapısal olarak Türk Sanat Müziği ve Toplum Müziğinin Arap Müziği ile etkileşiminden oluşmaktaydı. Bu döneme kadar arabesk müziğin yediden yetmişe herkese ulaşması için seyyar tezgahlara yerleştirilen kasetçalarlarla müzik çalınıp tanıtım yapılarak kaset satılması ve arabesk müzik sanatçılarına sinema filmleri çekilmesi gibi türlü stratejiler geliştirildi. Sosyolojik açıdan geniş bir kesim arabesk müzikten keyif alıyor, arabeski Türk kültürüne yabancı olmayan Arap Müziğinin etkilerini taşıması dolaylı olarak yadırgamıyordu. Tema olarak aşk, sevgi, hayatın güçlükleri, kader gibi bir çok kişinin kendisinden bir şey bulabileceği konular işleniyordu. Zaman içinde Arabesk Müzik kendi alt kültürünü de yarattı.
Her devirde olduğu gibi 80'li senelerde da toplumun kültür parametreleri bir takım değişimlere maruz kaldı. Müzikte elektronik dönem dünyayı kasıp kavururken Türkiye de bu akımdan etkilenmeye başlamıştı. Pek çok müzik türüne bir biçimde dahil olmaya başlayan elektronik enstrümanlar dinleyicinin de ilgisini çekmeyi becerdi. Eğlence anlayışı ve kültüründeki değişim, disko ve kulüplerin dışında, orta gelirli kesimin de istifade edebileceği tavernaları oluşturdu. Tavernalar kalite olarak pavyonlar ile gazinolar arasında yer alıyordu. İktisadi açıdan hitap ettiği kesim geniş olduğundan ötürü hayli popülerdi. İşçisinden memuruna orta gelir düzeyine dahil bir çok kişi, yemek yenilebilen ve alkol satışı olan bu eğlence yerlerini tercih ediyordu. Arabesk müzik de, dönemin hem müzik aynı zamanda eğlence anlayışındaki bu değişiklikten nasibini alarak bir kırılma yaşayıp, kendisine paralel bir tarz geliştirerek taverna müziğini ve kültürünü ortaya çıkardı. Lakin, 80’lerin bir bölümü ve 90’lı yılların ilk çeyreğinde altın çağını yaşayan taverna müziği, 2000’li yıllara doğru önemini ve popülerliğini yitirdi.
Taverna müziği icra açısından arabeske kıyasla daha az çalgı gereksinimi olan bir çeşididir. Arabesk müzik icrasında Türk sanat ve toplum müziği orkestrası gerekliyken, taverna müziğinde ağırlıklı olarak klavye (org) alt yapıları tercih edilmiştir. Tabii ki orkestra ile icrayı tercih eden sanatçılar da olmuştur. Taverna müziği icracıları bir yandan klavye çalıp diğer yandan vokal yaptıkları için piyanist şantör olarak adlandırılmıştır. Şantör kelimesi Fransızca olup 'erkek şarkıcı' anlamına gelir.