Kaybetme korkusu nasıl yenilir?
Korku insan davranışlarını negatif yönde etkileyen bir durumdur. Sağlıklı düşünüp, sağlıklı kararlar almayı engeller. Çünkü bu halde ...
Endişe, hayal kırıklığı, çaresizlik, gereğinden fazla öfke hissettiğimizde korktuğumuzun sinyallerini alabiliriz. Bu hallerde kendimize şu soruyu sormamız gerekmektedir: Bu kadar korktuğum ve bu duyguları hissetmeme neden olan şey nedir? Negatif tepkiler hemen çok zaman korkudan kaynaklanır. Bir korkunun nedeninin ne olduğunu bilmek hep yararlıdır. Bu korkumuz ile mücadele edip onu yenebilmemiz için korkunun neden kaynaklandığını muhakkak bilmemiz gerekmektedir.
Kaybetme korkusuyla baş etmenin yolları nelerdir?
Prosesi atlatabilmek için cesur ve kararlı olabilmek gerekmektedir.
Hayatınızda kaybetme korkusu yaşamadığınız dönemleri düşünün ve o devirde neler hissettiğinizi, bu duyguya neden ihtiyacınız olmadığını kendinize kendi yaşadığınız hislerle hatırlatın.
Kaybetmekten korktuğunuz kişiyle devamlı beraber olmaktan kaçının.
Korkunuzu tek başınıza yenmek yerine profesyonel destek alabilirsiniz. Profesyonel destek sizin prosesi atlatmanızda daha sağlıklı olabilecektir.
Kendinizi zavallı, korkak, kurtarıcı ve koruyucu olarak görmekten vazgeçin.
Devamlı olarak başkalarının hayatına müdahale etmeyi, onları değiştirmeyi düşünmek, istemek yerine kendimize odaklanmalı ve kendimize değer vermeliyiz.
Spor yaparak, kafamızdaki negatif düşüncelerden uzaklaşmalı ve ruh sağlığımızı düzeltmeliyiz.
Yalnız kalmaktan korkmayın, kendinizi güçlü olamaya daven edin ve unutmayın ki böyle doğmadınız. Bu alışkanlığınızı sonrasında kazandınız. Bunun üstesinden gelebilirsiniz.
Sevmediğiniz bir davranışı yapmak zorunda değilisiniz. Beğenmediğiniz bir şeyi doğal hal olarak söyleyebilirsiniz, söylemelisiniz. Yapmaktan korktuğunuz şeyleri söylemekten çekinmeyin.
Sevdiğiniz kimselerle yapmacık ilişkiler kurmayın. İçinizden geçenleri onlarla kolayca paylaşmalısınız. Bu size zarar vermez ve onlarla doğal ilişki kurduğunuz için sizin için hep daha iyidir.
Ne kadar değerli ve özel olduğunuzu kendinize tekrar tekrar hatırlatın.
Varlığınızın başkasına bağlı olduğu düşüncelerinden kaçının. Bu düşünce sizin en büyük düşmanınızdır. Korkunuzun tetiklenmesine neden olabilir.
İlk önce korkunuzun farkında olmanız ve bunun üstesinden gelmek istemeniz gerekmektedir.
Korku insan davranışlarını negatif yönde etkileyen bir durumdur. Sağlıklı düşünüp, sağlıklı kararlar almayı engeller. Çünkü bu halde olaya kendi kişiliğiniz ve duruşunuzla yaklaşmak yerine korkularınızın size hükmettiği halde yaklaşmanıza neden olur. Bu da sizi doğallıktan uzaklaştırır.
Başarmaya veyahut aşmaya çalıştığınız ne olursa olsun, bir adımı atıp o işi yapmaya başlayıncaya kadar aklınızın bir köşesinde onun üstesinden gelip gelemeyeceğinize dair bir kuşku kesinlikle olabilecektir. Bu korkunuzu fethetmenin en etkili yolu korkunuzu kabullenip cesaretle eyleme geçmektir. Sahip olduğunuz en iyi şeyler asla kaybetmeyeceklerinizdir. En ehemmiyetli şeyler başınıza ne felaket gelirse gelsin sizden alınamayacak olanlardır.
Korkunun değişik çeşitleri vardır. Kaybetme korkusu da bu korku türlerinden biridir. Kaybetme korkusunda birey olaylara hep şüpheyle yaklaşır. Bu hal kişiyi ruhsal olarak negetif olarak etkilemektedir. İlişkilerinizde sürekli bir biçimde kaybedeceğinizi, terk edileceğinizi düşünüyor ve endişelerinizi kafanızdan silip atamıyorsanız.Mutluyken hiçbir neden yokken mutluluğunuzun biteceğini düşünüyor yersiz olarak yalnız kalmaktan, sevdiklerinizden ayrı kalmaktan korkuyorsanız. Yani bu hallerde devamlı aşırı uç noktaları düşünüyor iseniz ve bu sizin için hemen her halde tekrar etmeye başlamışsa, bu korkuyu yaşıyor olabilirsiniz.
Kaybetme korkusunu yaratan kişnin kendisidir. Bu çocukluk zamanlarına dayanıyor olabilir. Aileleri tarafından devamlı hayatın acımasız ve zorlu tarafları ile yetiştirilmiş kişiler ilerde insanlara güven duymaktan çekinir. Bu halde kişide ebeveynlerine karşı bağımlılık oluşur. Bu da kişide özgüven eksikliği olmasına neden olur. Bu duyguların özgüven eksikliğiyle perçinleyerek ruh durumunu etkileyerek kalıcı bir duruma sokuyor. Hayata ve kişilere devamlı buğulu gözlerle bakmak sizce de gereksiz bir duygu değil mi?