Postmodernizm nedir?

Postmodernizm, çokca akımda olduğu gibi kendinden önce gelen akımı, yani adından da anlaşılacağı gibi, modernizmi sorgular ve derinle...

 

Modernizm ötesi/sonrası anlamına gelen postmodernizm akımının başlangıcına dair değişik görüşler olsa da, genelde bu günlerde algılandığı şekliyle 1960'lı yılların başında kullanılmaya başlandığı kabul edilir. Başlangıçta daha fazla edebiyat, felsefe, mimari ve güzel sanatlar için kullanılsa da zaman geçtikçe sanattan bilime kadar çok alan için kullanılmaya başlandı. 

Postmodernizm, çokca akımda olduğu gibi kendinden önce gelen akımı, yani adından da anlaşılacağı gibi, modernizmi sorgular ve derinleştirir. Postmodernizmle geleneksel düşünce sistemlerinin sorgulanması daha karmaşık ve çok boyutlu hale gelmiştir. Modernleşmenin vaatlerine ulaşamadığı eleştirisi Freud, Marx ve Nietzsche gibi ünlü düşünürler tarafından ortaya atılmıştır. Birinci Dünya Savaşı sonrası yıkılan düzenin onarılması beklenirken, İkinci Dünya savaşının meydana gelmesi üstüne, J.J.Rousseau'nun "kimselerin doğal olarak iyi oldukları" düşüncesi yıkılır ve insanlar artık savaşı önleyemediği için din, devlet ve ayrıca toplumu oluşturan aile kavramına dahi inançlarını yitirmeye başlar. Bir belirsizlik durumu hakim olmaya başlar çünkü artık geleceğin ne getireceği belirsizdir. Özellikle batı kültüründeki modernist fikir yani, üstün olarak algılanan burjuvazi, kapitalist, beyaz ırk düşüncesi reddedilir. Postmodernist düşünce için Lyotard ve Baudrillard adları hayli önemlidir. 

 

Kimsenin masum ve iyi olduğu, daha iyi bir toplum yaratılabileceği düşüncelerini içeren modernist düşünce yok edilir. Tek gerçek yerine çoğulu savunur, bunu sadece kişilerin değişik doğrulara inandığını varsayarak yapmaz. Planck'ın kuantum kuramı, Einstein'in izafiyet teorisi, Edward Lorenz'in kaos kuramı, Freud'un kişinin bilinçaltının karmaşık olduğunu ortaya koymasıyla da gerçeğin çoğul olduğu vurgulanır. 

Akımın çok önemli isimlerden biri olan Roland Barthes, evrensel olduğunu düşündüğümüz her şeyin sorgulanması gerektiğini savunur. Artık kişinin içerisinde yaşadığı dünyayı ve ayrıca kendisini, tanımlamak ve anlamak için kullandığı dil bile yapay, kurmaca olarak kabul edilir. Gösteren ve gösterilen arasındaki bağ netliğini kaybetmiştir. Bu anlamda postmodernizm, yazının gerçeği ne derece ifade edebileceğini dahi sorgular. Postmodernizm, etnik köken, cinsiyet, yaş, sınıf, eğitim ve cinsel tercihleri nedeniyle ötekileştirilmiş kimselerin seslerini susturmaya çalışan toplumdaki egemen söylemleri altüst etmeyi amaçlar. "Gerçek" olarak kabul ettirilen, aslen yapay ve kurmaca olan ama egemen kültür tarafından şekillendirip, doğal/doğadaymışçasına bireylere benimsettirilen bu kavramların sorgulanmasını ister.

 
 
 

İsterseniz bir sonraki konumuz olan Graffiti yapmanın püf noktaları nelerdir? adlı yazıyı inceleyebilirsiniz.

 
 

Yorumlar

Henüz yorum yapılmadı.

 

Bu konu hakkında siz ne düşünüyorsunuz?