Kahve sağlığa zararlı mı?

Kahve tüketiminde dikkatin açılması gereken noktalardan biri de kahve çekirdeklerinin yüksek sıcaklıklarda kavrulması halinde kansero...

 

Günlük hayatın içinde devamlı tüketilen ve çok sevilen kahve genel olarak içerisinde yer bulan ve uykuyu dağıtmaya neden olan kafein maddesiyle anılır. Bu özelliği ile çoğunlukla uyku mahmurluğunu atmak için sabah saatlerinden başlayarak tüketilmeye başlanan kahve, kuvvetli antioksidanlara sahip yapısıyla sağlığa yararlı içecektir.

Kahve tüketiminde dikkatin açılması gereken noktalardan biri de kahve çekirdeklerinin yüksek sıcaklıklarda kavrulması halinde kanserojen maddesi akrilamit oluşmasıdır. Bu açıdan kahve Amerika’da tehlikeli kimyevi besinler arasında gösterilir.

Bilimsel araştırmalar nihayetinde işlenmemiş durumunda bine yakın antioksidan belirlenen kahvede, kavurma işlemiyle de yüzlerce antioksidanın geliştiği gözlemlenmiştir. Hassaten karaciğer kanserini önleyici etkisiyle kahve konsantrasyon ve hafıza artırıcı, demansla ilişkili hastalıklarda koruyucu, diyabet riskini azaltıcı, depresyonu önleyici, gut hastalığına karşı engelleyici özelliklerinin yanında günlük egzersiz performansını da yükselten yapıya sahiptir.

Genel olarak alışkanlığın sonucu olarak kahve aşırı tüketiminden kaçınılması gerekli olan ama vücudumuza sağladığı yararlar ile de kolaylıkla günlük tüketilebilecek bir içecektir. Sağlıklı halde tüketilmesi açısından günlük olarak takriben Türk kahvesinde 4 fincana, diğer kahve türlerinde 2 fincana denk gelecek halde 400 miligram aşılmamalıdır. Ek olarak hamilelik devresinde ve emziren annelerde kafein maddesine sahip olması hasebiyle kahve tüketimi yarı yarıya azaltılmalıdır. Özellikle sindirim sistemi problemi yaşayanlarsa kahve tüketiminde dikkatli davranmalılardır.

 

Bol ölçüde kahve tüketiminin negatif sonuçlarından bir diğeri de stres hormonu olarak bilinen kortizol, epinefrin ve norepinefrin hormonların artmasına yol açmasıdır. Bu hormonlardaki artış vücut kimyasını negatif etkileyerek kalp hızı ve basıncını yükseltir ve gerginliğe yol açar. Ek olarak kahvenin içindeki kafein, GABA (Gamma Aminobütirik Asit) metabolizmasına müdahale ederek negatif etkilemektedir.

Kahvenin sindirim sisteminde yol açtığı diğer bir sorun ise, kola ve kafeini yüksek diğer enerji verici içecekler gibi mide ekşimesine neden olmasıdır. O nedenle hassaten reflü problemleri yaşayanların kahve tüketiminde dikkatli olmaları gerekmektedir.

Sabahları aç karnına içilen kahve sindirim sisteminde hidroklorik asit üretimini uyararak sindirilmemiş protein bazlı yiyeceklerin ince bağırsaklara geçmesine ve şişkinlik ile gaz sorunlarının yaşanmasına yol açar. Kahvenin alışkanlıklar nihayetinde bu tür uzun bir zaman kullanımı kolon kanserine neden olabilir. Ayrıca kahve çok fazla tüketildiğinde içerisindeki kafein ve türlü asitler ile mide ve küçük bağırsak zarını tahriş edebilir. Bu açıdan ülser hastalarında rahatsızlığa neden olan bakterilerin artışına neden olması söz konusudur. Bunun peşi sıra ince bağırsak zarını tahriş etmesi nihayetinde karın spazmlarına, karın kısmında krampa ve eliminasyon sorunlarına yol açar.

 

Fakat kahve bütün bu sağlığa katkılarının yanında tüketimine dikkat edilmediğinde ve yeterli görülebilen günlük miktarın üstünde tüketildiğinde zararları da olan bir içecektir. Aşırı biçimde tüketilen kahve bilhassa sindirim sisteminde negatif etkilere neden olur.

Kahvenin diğer negatif etkisi ise kahve tüketenler açısından demir, kalsiyum, çinko, magnezyum ve diğer önemli minerallerin emiliminde yaşanan sorundur. Ne kadar vitamin ve mineral bakımından gayet zengin besinlerin tüketilmesi sözü edilen olsa bile aşırı kahve tüketimi minerallerin vücudumuzdaki emilimine engel olur.

 
 
 

Devam etmek için bir sonraki konumuz olan Uyku getiren yiyecekler nelerdir? adlı yazıyı okuyabilirsiniz.

 
 

Yorumlar

Henüz yorum yapılmadı.

 

Bu konu hakkında siz ne düşünüyorsunuz?