Fomo nedir?
Unutmayın, sevdikleriniz beraberinizde olmazsa paylaşacak bir şeyiniz de olmaz....
Tam gergin bir toplantıdan çıktığınız anda arkadaşınız “kankalarla iş yemeği” iletisiyle çok şık bir restoranda konum paylaştı veya cumartesi gecesi siz evde oturur iken Facebook zaman tünelinize düşen parti konseptli fotoğrafları gördünüz. Kaderinize isyan ediyorsunuz ve ufak ufak kıskançlıkla başlayan ve kıyaslamayla devam eden bir duyguya kapılıp kendinizi kötü hissediyorsunuz, işte “Fear of Missing Out” yani “FOMO” kavramı Türkçe olarak “Gelişmeleri Kaçırma Korkusu”.
Araştırmaya göre
Alışveriş duyarlı konu malum, özel olarak kadınlarda fakat oranlar gösteriyor ki erkeklerde arkadaşları bir şeyler alır iken kendileri alamadığı için eksik hissetme hissi daha çok Bu hal erkeklerde %26, kadınlarda %13 oranıyla görünüyor.
18-34 yaş grubunda bulunanların %48’i güvensiz hissediyor.
Eğlenceli bir ortamı kaçırma hissini en fazla 12-17 yaş grubu hissediyor, üstelik %48 oranla. Yine benzer yaş grubunda yaygın görülebilen endişe hissi oranı %47
FOMO’ya yakalanan yaş grupları genel olarak 15-35 aralığına denk geliyor.
Her 100 insandan 80’i kişilerin sosyal medyada yaptıkları şeyler konusunda böbürlendiğini düşünüyor.
FOMO’ya yakalanan şahısların yaşadığı en büyük sıkıntı dikkati belli bir konuya yoğunlaştıramamak çünkü bir konuya yoğunlaştıklarında diğerlerini kaçıracaklarını düşünüyorlar.
Kadınlara oranla FOMO erkeklerde daha sık görülüyor. Arkadaşları bir şeyler yaparken kendilerini yapayalnız ve hiçbir şey yapmaz durumda hissedenlerin oranı erkeklerde %38 kadınlarda ise %26.
Kadınların %20’si erkeklerinse %31’i “Bunu ben yapacaktım ama yapmışlar” hissine kapılıyor.
34-48 ve 48-67 yaş gruplarındaki yetişkinlerin %26’sı kendisini dışlanmış hissediyor.
FOMO’yla başa çıkabilir miyim?
Tabii ki mümkün; arkadaşlarınızla dışarı çıktığınızda telefonunuzu ve hesaplarınızı kurcalamak yerine onlarla sohbet edin, günün içinde işinize veya dersinize odaklanın, zorlanıyorsanız “Şu işi bitirmeden sosyal medya hesabını kontrol etmek yok” tipi kurallar koyun, ailenizle daha fazla vakit geçirin.
Unutmayın, sevdikleriniz beraberinizde olmazsa paylaşacak bir şeyiniz de olmaz.
FOMO yeni moda hastalıklardan biri, sosyal medyanın hayatımızın bu kadar içine işlemesinden doğduğu söylenebilir. Eskiden uyumadan önce büyük olasılıkla bir iki sayfa kitap okur, uyandığımızda da yüzümüzü yıkardık. Günü bitiren son iş kitap, başlatan ilk iş ise yüzümüze çarptığımız buz gibi suydu. Şimdilerde hal daha değişik. “Akıllı” telefonlarımız vesilesiyle yatağa girdiğimizde gözlerimizi kapamadan yaptığımız son şey paylaşılan o iletiyi beğenmek, uyandığımızda ise “Günaydın İstanbul kardeş” temalı şehirli selamlamalar yapmak. Gözümüzü sosyal medyayla açıp sosyal medyayla kapıyoruz kısaca.
Sosyal medya hesaplarınızdaki zaman akışını yenilemeden duramıyorsunuz değil mi? Kim, nerede, ne yapıyor bilmek istiyorsunuz. Altında 158 adet yorum bulunan Facebook iletisini geç gördüğünüzde yorum yapmak istiyor ama emin olamıyorsunuz çünkü kendinizi her şeyi kaçırmış gibi hissediyorsunuz. Eskiden yalnızlığı bu kadar dert etmezken lisede diş teli takan o çirkin kızın sevgilisiyle paylaştığı fotoğrafları gördükçe deliriyorsunuz. Arkadaşlarınız hafta sonu eğlencesindeyken evde rapor hazırlıyor olmak sizi eskisinden daha mutsuz ediyor çünkü herkes eğlenirken siz mutsuz ve sıkıcı bir hayata sahip olduğunuzu düşünüyorsunuz. Bu da FOMO ile tanıştığınız anlamına geliyor.
Şahısların bir çoğu ne yazık ki FOMO pençesinde olduğunu fark etmiyor lakin 2011 senesinde yapılmış olan profesyonel bir araştırmanın sonuçları durumun hiç de iç açıcı olmadığını gösteriyor.