Taş plak nedir?
Peki, nedir taş plak? Önce bir tanıyalım: Taş plak, esasen üstüne ses kaydedilebilen, zamanımızdaki CD'lerin atası olarak adlandırabi...
Müzik başlı başına psikolojimizi etkileyen bir oluşum; bu, bir de eskiyle bütünleşince anılar gözlerimizin önünden su gibi akıp geçebilme yetisine sahip oluyor. Eskiyi ve müziği birlikte tutan başka bir olgu vardır ki buna da taş plak diyoruz. Bazılarımızın yüzü gülümseye başladı bile belki de adını duyunca. O hafif cızırtısıyla, gramofondan çıkıp kulağımıza çalınan eski bir şarkının yaratacağı etkiye eşdeğer çok fazla bir şey yoktur bile belki de.
Peki, nedir taş plak? Önce bir tanıyalım: Taş plak, esasen üstüne ses kaydedilebilen, zamanımızdaki CD'lerin atası olarak adlandırabileceğimiz ama onlardan hayli büyük olan en ilkel ses kaydı okuma aracıdır. Literatüre ilk kez 1890'ler etrafında girmiştir ve her iki yüzüne de ses kaydedilebilir olarak tasarlanmışlardır.
Taş plaklar türkiyede 78'lik olarak da adlandırılmaktadırlar. Bu isimden ötürü çok kesim tarafından 78'lik plak dendiğinde sanki içine 1978 senesinden şarkıların kaydedildiği plak olarak algılanma durumu da var. Buradaki 78 sayısının sene olan 78 ile bir alakası yok. 78'lik denmesinin sebebi, dakikada 78 tur dönmelerinden kaynaklanmaktadır. Yani, bu plaklardan ses alabilmemiz için, gramofonumuzun iğnesinin plak üstündeki ses kanallarında gezinip plağımızı dakikada 78 kez döndürmesi gerekmektedir
Taş plaklar boyut ve ağırlık yönünden gayet büyük değerlere sahiptirler. Lakin bu bakımdan ne kadar büyük ve ağır olsalar da, esasen taş plaklara ön yüzlerine bir adet ve arka yüzlerine bir adet olmak üzere toplamda fakat iki şarkı kaydedilebilir.
Taş plakların yapıldığı ilk senelerde yapımlarında ebonit (kauçuk ve kükürtün işlenmesinden oluşan plastik bir madde) adı verilen hayli kırılgan bir bileşim kullanılmaktaydı. Sonraki senelerde yapımlarında daha sağlam maddelerin kullanılmaya başlanmasıyla "unzerbrechlich" yani Türkçe anlamıyla kırılmaz olarak anılmaya başlamışlardır. Türkçe literatüre de bundan dolayı taş plak olarak geçmiştir. Adının taş plak olduğuna bakıp aldanmayın. Yine de taş plaklar hayli kırılgandırlar; bu nedenle, kullanımı ve korunması için özel ilgi gerekir
Ülkemize taş plakların gelmesi takribî 1910'lu yılların ortalarına tekabül etmektedir. 1912 senesinde Türkiye'deki ilk plak firması ve fabrikası Orfeon Records'un kurulmasından sonra taş plaklar türkiyede de yerlerini almaya başlamışlar. Türkiye'de sesi taş plağa kaydedilen ilk kişi Fikriye Hanım'dır. Fikriye Hanım ek olarak Mustafa Kemal Atatürk'e olan aşkı ile de tanınmaktadır.
Taş plakların gramofondan gelen o buğulu, o büyülü sesini kim duysa içerisinde geçmişten gelen o sarı ve hüzünlü tınıları hissedecek, yüzünde en azından bir gülümse uyandıracak, o zamanda yaşamamış dahi olsa o efsunlu atmosferinin içine alıp kişiye açıkça zamanda bir yolculuk vadedecektir.