Performans sanatı nedir?
1980'lerde gelişen teknoloji performans sanatının da içine girmeye başladı. Performans sanatı gösterilerinde lazer gösterileri, slayt...
“Performans sanatı” kavramı hepsinden önce 1960'larda Amerika ve Avrupa'ya kullanılmaya başlandı. Esasen görsel sanatların bir akımı olarak ortaya çıkmış olsa da, şairlerin, tiyatro oyuncularının, müzisyenlerin, yönetmenlerin, sanatın bir dalından bir sanatçının canlı olarak izleyiciye sunduğu gösteriye performans sanatı denir. Performans sanatı disiplinlerarasıdır. Türlü sanat sallarının birleşimiyle de ortaya "happening" adıyla anılan bir performans sanatı gösterisi çıkabilir. Performans sanatı resimi, heykeli, doğaçlamayı, müziği, dansı, operayı, film görüntülerini, lazer gösterilerini, canlı hayvanları içerebilir; performans sanatçısının gösteride kullandıklarının sınırı yoktur.
1980'lerde gelişen teknoloji performans sanatının da içine girmeye başladı. Performans sanatı gösterilerinde lazer gösterileri, slayt showlar gibi teknolojiye ait gelişmeler de kullanılmaya başlandı.
Bu günlerde hâlâ devam eden ve çıkışından beri sanatın ticarileşmesine karşı olan politik tavrını sürdüren performans sanatının çok önemli ve tanımlanabilir, kesin çizgilerle belirlenmiş tek özelliği canlı performansa dayalı olmasıdır. Bundan hariç performans sanatının kesin kuralları veyahut sınırları yoktur, kitabi değildir ve bu sebeple deneysel bir sanat dalıdır.
Kavramın ortaya çıkışı her ne kadar 1960'larda gerçekleşmiş olsa da esasen performans sanatının kökleri çok çok eskilere dayanıyor. I. Dünya Savaşı yıllarında meydana gelen Dadaistlerin şiir ve görsel sanatları iç içe getiren canlı performansları, tiyatro atölyesi de olan 1919'da kurulan Alman Bauhaus okulu ve Naziler tarafından sürgün edilmiş Bauhaus okulu eğitmenlerinin Amerika'da kurduğu The Black Mountain Üniversitesi'nin görsel sanatlarla tiyatroyu birleştiren çalışmaları 1960'larda meydana gelen "performans sanatı" kavramının öncülleriydi.
1970'lerde performans sanatı artık evrenselleşmiş ve tanımı daha da belirginleşmişti. Performans sanatı seyirci önünde sergilenen canlı bir sanattı, bir tiyatro gösterisinden ibaret değildi. Performans sanatı sanatçılarının en öne çıkan özelliği sanatın bir mal gibi alınıp satılmasına karşı olmalarıydı; performans sanatının ticareti yapılmıyor, biletleri satılmıyordu. Performans sanatçıları gösterilerini kamuya açık yerlerde sergiliyordu, galerilere veya sahnelere ihtiyaç duymuyorlar, dolaylı olarak da kira, vergi gibi bağımlılıklardan kurtuluyor ve kapitalist ekonominin bir parçası olmuyorlardı.