Karadeniz'de görülmesi gereken şehirler

Safranbolu’dan ayrılma vakti geldiği zaman rotanız Amasra olmalı. Yol üstünde Kuş Kayası Yol Anıtı’nı gezip Bakacak’ta da mola verebi...

 

Seyahat etmeyi, değişik kültürler tanıyıp değişik lezzetler tatmayı sevenler için tatil başlı başına eğlenceli bir aktivitedir. Şehirden az da olsa uzaklaşmak, yolculuk etmenin tadını çıkarmak ve çokça anı biriktirmek için belki de yollara düşme vakti şimdidir.

Safranbolu’dan ayrılma vakti geldiği zaman rotanız Amasra olmalı. Yol üstünde Kuş Kayası Yol Anıtı’nı gezip Bakacak’ta da mola verebilirsiniz. O sırada çokça fotoğraf çekmek isteyeceğinizden de eminiz. Çünkü göreceğiniz her ayrıntı, sizi ayrı bir öykünün içine sürükleyecek türden. Amasra’da da kaleyi, Küçük ve Büyük limanları, bir de Oymacılar Çarşısı’nı ziyaret edebilirsiniz.

Dört mevsimde de ayrı bir güzelliğe sahip olan ve ünlü bir ressamın tablosunda yaşıyormuşsunuz hissi veren Abant’ı da muhakkak görmelisiniz. Kışın ayrı, yazın daha da bir ayrı olan Abant’ta konaklama için de çokca seçenek sizi bekliyor. Bolu’nun yeşilini ve her bir ilçesindeki ayrı güzelliği belleğinize kazımak için gözünüzü çevrenizden ayırmayın. Ek olarak “aşçılar diyarı” olarak da anılan Mengen’de muhakkak lezzetli yemeklerden tadın. Bolu yöresine kadar gitmişken Yedigöller Milli Parkı’nı görmeyi de ihmal etmeyin tabii.

Bolu’dan sonraki durağınız Zonguldak olabilir. Mağaraları ve şelaleleriyle ünlü olan Zonguldak, haziran ve temmuz ve ağustos aylarında da festivallere ev sahipliği yapar. Ek olarak eğer hava güzelse Kapuz ve Ilıksu plajları da denize girmek için elverişlidir. Zonguldak’a özgü yerel kültürü tanımak ve fotoğraflamak isteyenler için de Halil Paşa Konağı ideal adres olabilir.

 

Bir sonraki durağınız Sinop ise doğa harikasıyla baş başasınız demektir. Denizi ve yemyeşil ormanlarıyla doğanın bütün güzelliklerini size sunan Sinop, sıkılmanıza fırsat vermeyecek türden bir atmosfere sahip.

Gelelim Trabzon’a… Doğa harikası olan Trabzon’a 99 kilometre uzaklıkta olan Uzungöl, mutlaka ama mutlaka görülmesi gerekli olan yerlerden biri. Trabzon’a kadar gidip de Uzungöl’e uğramazsanız günün birinde pişman olacağınızı garanti edebiliriz. Doğanın bütün cömertliğini sergilediği Uzungöl, Haldizen Deresi’nin önünün alüvyonlarla kesilmesi sonucu oluşmuş. Nesli tükenmekte olan çok hayvana da ev sahipliği yapan bölüm, harika ladin ormanlarıyla açıkça bir ressamın elinden çıkmış gibi görünür. Gölün çevresinde yapacağınız yürüyüşün keyfini ise başka hiçbir yerde bulamazsınız.

Bir başka bilinen Karadeniz şehri de Rize’dir. Çam ormanlarıyla kaplı Ayder Yaylası, Fırtına Deresi ve Gelin Tülü Şelalesi, Rize’nin incilerinden sadece birkaçı. Doğanın koynunda birkaç gün geçirmek isteyenler için Ayder Yaylası’ndaki bungalovlar biçilmiş kaftan.

Kastamonu’ya 40 kilometre mesafedeki Ilgaz Kayak Merkezi de milli parkın içerisinde, oksijene doyacağınız bir konumda ziyaretçilerini ağırlıyor. Konaklamak ister iseniz kamp alanları veyahut tesisler var olan. Öte yandan Çatak Kanyonu, Valla Kanyonu ve Ilgar İni Mağarası da görülmesi gerekli olan güzelliklerden birkaçı. Kastamonu’nun kıyılarına uzanmak ister iseniz Cide’ye gidebilirsiniz. Cide’deki bakir koylar, ilçenin mükemmel ve benzersiz bitki örtüsü, aklınızın bir köşesinin Karadeniz’de kalmasına neden olabilir.

 

Rotanızı Türkiye’nin kuzeyine yani yeşili, hırçın denizi, bulutların arasında dolaşılan yaylaları, yağmuru, çayı ve mutfağıyla ünlü Karadeniz’e çevirdiyseniz ve zamanınız da bolsa sizi harika bir tur bekliyor demektir.

Gezinizin geri kalanına Kastamonu’dan devam edecek olursanız bu kentin türbelerinin çok ünlü olduğunu söyleyebiliriz. Ek olarak kent merkezindeki Akmescit, Hepkebirler, İsmailbey ve Atabey mahallelerindeki geleneksel evler, Osmanlı mimarisinin izlerini bugünümüze dek taşıyan önemli yapılardan sadece birkaçı.

Bolu’yu görmediyseniz ilk durağınız burası olabilir. Bolu’da özel olarak hamamlara gidip kendinize bir ödül verebilirsiniz. Hamamlar arasında en bilinenlerinin de Tabaklar, Sultan ve Süleyman Paşa hamamları olduğunu hemen belirtelim.

Zonguldak’tan sonraki adresiniz, gezmeye doyamayacağınız, bölgenin en ünlü yerlerinden biri olan Safranbolu ise büyülenmeye hazır olun. Safranbolu evlerinde asgari bir gece konaklamanızı öneririz çünkü masalsı sokakların havasını ama orada günübirlik ziyaretçilerden azıcık daha fazla vakit geçirerek soluyabilirsiniz.

Tarihe meraklıysanız şehir merkezindeki Sinop Müzesi’ne gidebilirsiniz. ‘Tarih’ demişken Sinop Cezaevi’ni es geçmek olmaz. Osmanlılar devrinde, 1877 senesinde kullanılmaya başlanan cezaevi, yüksek kale bedenleriyle çevrilidir.

Tarihi gezinizi sonlandırdıktan sonra deniz havası almak ister iseniz incecik ve bembeyaz kumlarıyla ünlü Akliman’a doğru uzanabilirsiniz. Kumsal boyunca plajlar ve kamp alanlarıyla karşılaşacağınız Akliman’da piknik de yapabilirsiniz. Akliman’a bir kilometre mesafedeki Hamsilos ise Türkiye’nin tek fiyordu olarak bilinir. Denizin karaya bir ırmak gibi uzandığı Hamsilos, çam ağaçlarıyla kaplı bir tabloyu andırır.

Karadeniz geziniz esnasında duraklarınızdan biri de Artvin olabilir. Görkemli dağları, yaylaları, krater gölleri ve tarihiyle Artvin, cenneti andırır. Bölgenin önemli yayla turizmi merkezlerinden biridir ve Beyazsu, Bilbilan ve Kafkasör yaylaları hayli meşhurdur. Ek olarak Mençuna ve Maral şelaleleri de görülmeye değerdir. Deniz mevsiminde gittiyseniz Hopa’daki Kemalpaşa ve Kopmuş plajlarını da gezi listenize eklemelisiniz.

 
 
 

Bilginizi arttırmak için bir sonraki makalemiz olan Tatilde nasıl arkadaş edinilir? adlı yazıyı okuyabilirsiniz.

 
 

Yorumlar

Henüz yorum yapılmadı.

 

Bu konu hakkında siz ne düşünüyorsunuz?